Toplumsal Cinsiyet Rolleri Açısından Kırsal Alanda Kadının Yeri


 

İlkay Kutlar
Dr. Öğr. Üyesi

 

Türkiye İstatistik Kurumu rakamlarına göre 2012 yılında toplam nüfusun %77,3’ü kentlerde, %22,7’si ise kırsal alanda yaşamaktaydı. Ancak 6360 sayılı Büyükşehir Yasası ile 1.977 olan belde sayısı 394’e, 34.434 olan köy sayısı 18.214’e düşürülerek bazı köyler mahalle konumuna getirilmiştir. Kısacası son verilere göre Türkiye’de toplam nüfusun %92,5’i kentlerde, %7,5’i ise kırsal alanlarda yaşamaktadır. Kır nüfusunun da yaklaşık %50’sini kadınlar oluşturmaktadır. İstihdamın sektörel dağılımına bakıldığında, işgücüne katılan kadınların %28,3’ünün tarım sektöründe çalıştığı görülmektedir. Neredeyse her dört kadından biri tarım sektöründe istihdam edilmektedir. Ayrıca kırsal alanda tarımda çalışan kadınların %79,3’ü ücretsiz aile işçisi konumundadır. Son yıllarda Türkiye’de yaşanan ekonomik krizlerin etkisiyle kırsal alanda yaşayan ve geçimini tarımdan sağlayan ailelerde, erkeklerin çoğu tarım dışı işlere yönelmek zorunda kalmıştır. Böylece birçok tarım işletmesinde kadınlar, aile reisi konumuna gelmiştir. Hatta bu durum tarımın kadınlaşması olarak ifade edilmiştir. Ancak kadınların eşleri ile birlikte ya da tek başına tarımsal üretim faaliyetine işgücü olarak katılması, çoğu zaman da erkeklerden daha fazla çalışması işgücü istatistiklerinde görülmemektedir. Her ne kadar kadın emeği ücretsiz aile işçiliği olarak kullanılsa da emeğin bu kullanım biçimi ile elde edilen gelir, kadının değil, hanenin geliri içinde görülmektedir. Ayrıca kadın; ücret karşılığı işletme dışında çalışması durumunda da elde ettiği gelirini, geleneksel olarak genellikle aile reisi kabul edilen erkeğe vermektedir. Diğer bir deyişle kadın, üretime katılması sonucunda ortaya çıkan değerlerin sahibi konumunda değildir. Kadının yaptığı işler, bilgi ve teknoloji gerektirmeyen vasıfsız işgücü olarak kabul edilmekte ve kadın olmanın zorunluluğu olarak görülmektedir. Kısacası kırsal alanda kadınların işgücüne katılımları gerçek bir çalışma olarak kabul edilmemekte, kadının geleneksel rol ve görevleri gereğince yerine getirmesi zorunlu işler olarak değerlendirilmektedir.

Çeşitli bölgelerde yapılan araştırma sonuçlarına göre, kadınların günlük çalışma süresinin 7,5 ile 9,5 saat arasında değiştiği ve bu sürenin 2,5-3,5 saatini ev işleri yaparak geçirdikleri belirlenmiştir. Antalya ilinde örtü altı sebze üretiminde kadınların görev ve rollerinin araştırıldığı bir çalışmada, günde 8,9 saat; yine Antalya ilinde süt sığırı yetiştiriciliği yapan işletmeler üzerine yapılan bir çalışmada, günde 9,42 saat ve Konya yöresinde yapılan bir çalışmada ise 12 saat çalıştığı tespit edilmiştir. Yıldırak’ın Türkiye genelinde yaptığı bir çalışmada kadınların hayvancılık faaliyetinin neredeyse her aşamasına katıldığı, sağım işini sabah ve akşam olmak üzere iki defa yaptığı, bunun dışında ahır temizliği ve hayvanlara su verme gibi işleri de üstlendiği belirlenmiştir. Ankara ili Elmadağ ilçesinde yapılan bir başka araştırmada, kadınların hayvancılık faaliyetinde en fazla sağım işine (%72,2) zaman ayırdıkları görülmüştür. Adana ve İçel dağ köylerinde yapılan bir araştırmada, kadınların tarımsal üretim faaliyetlerinden olan bitkisel üretim faaliyetine günde ortalama 4,9 saat, hayvansal üretim faaliyetine ise 1,7 saat zaman ayırdıkları tespit edilmiştir. TYUAP II’nin (Tarımsal Yayım ve Uygulamalı Araştırma Projesi II) uygulandığı Tokat, Nevşehir ve İçel illerinde kadınların %52,5’inin, eşlerinin (erkek) %11’inin, tüm aile bireylerinin %28’inin, ailedeki diğer kişilerin %8’inin hayvancılık faaliyetinde çalıştığı belirlenmiştir. Antalya ilinde yapılan bir çalışmada, kadınların büyükbaş hayvansal üretim faaliyetine 2,35 saat zaman ayırdığı tespit edilmiştir. Burdur ilinde yapılan bir çalışmada kadınların günde toplam 7,5 saat çalıştıkları; yem hazırlama, yem verme, su verme, sağım ve ahır temizliği gibi işlere günde 113,30 dakika zaman ayırdıkları; en fazla sağım (38,48 dakika) ve ahır temizliği (30,84 dakika) ile ilgilendikleri tespit edilmiştir. Trabzon ilinin orman köylerinde yapılan bir araştırmada ise kadınların en fazla zaman ayırdıkları işlerin başında hayvanların bakımının geldiği belirlenmiştir.

Kırsal alanda yaşayan kadınlar, tarımsal üretim faaliyetlerine bizzat katılmalarına rağmen, tarımsal üretimle ilgili alınacak kararlarda yeterince söz sahibi olamamaktadır. Antalya ilinde sera sebzeciliğinde kadın üreticilerin rolünün araştırıldığı bir çalışmada, tarımsal girdi alımı konusunda karar verilirken kadınların %1,2 oranında etkili olduğu tespit edilmiştir. Aynı çalışmada yetiştirilecek sebze çeşidinin seçiminde ise kadınların %12’sinin karar almaya katılabildiği belirlenmiştir. Yine Antalya ilinde süt sığırı yetiştiriciliği ile ilgili konularda karar verilirken aile reislerinin %26,8’inin, eşlerinin fikirlerini sordukları tespit edilmiştir. Konya yöresinde yapılan bir çalışmada erkeklerin tarım dışı işlere yönelmesinin kadın işgücü kullanımını artırdığı, ancak kadınların işletme ile ilgili kararlarda etkili olamadıkları belirlenmiştir. Ankara ili Kızılcahamam ilçesinde yapılan bir çalışmada, tarımsal ürün çeşidini belirlerken erkeklerin %15,3’ünün eşleri ile birlikte karar verdiği tespit edilmiştir. Amerika Birleşik Devletleri’nde kırsal alanda yaşayan kadınların tarımsal faaliyetlere ve kararlara katılımının araştırıldığı bir çalışmada, işletmede uygulamaya yönelik kararları genellikle eşin ya da aile büyüğü olan başka bir erkeğin verdiği, kadınların %2-4 oranıyla son derece düşük bir katılıma sahip olduğu belirlenmiştir. Kentucky’de yapılan bir araştırmada ise kırsal alanda kadınların bizzat işleri yapan taraf olmalarına rağmen, işletmeye ilişkin kararlara düşük düzeyde katıldıkları saptanmıştır. Aile gelirinin harcanması ile kararlarda da durum farklı değildir. Yapılan bir çalışmada bir işte çalışıp karşılığında para kazanan kırsal alanda yaşayan kadınların %27,9’u bu kazancın nasıl kullanılacağına ilişkin karar verme yetkisine tek başına sahipken, kentte bu oran %40,3’tür. Bununla birlikte kırsal alanda kadınların %24,3’ünün elde ettikleri kazancın kullanımına ilişkin karar sürecinde hiçbir söz hakkı olmadığı tespit edilmiştir. Konya ili Yaylacık köyünde yapılan bir çalışmada ise kadınlara “Toplam aile gelirinin harcanmasında kimler karar verir?” diye sorulmuş ve kadınların %40’ı kocasının karar verdiğini, %36,36’sı kocası ile birlikte karar verdiklerini, %21,82’si tüm aile bireyleri ile birlikte karar verdiklerini, %1,82’si yalnızca kendisinin karar verdiğini ifade etmiştir. Burdur ilinde yapılan bir çalışmada da kadınlara “Aile bütçesini kim yapıyor?” diye sorulmuştur. Bu soruya kadınların %61,8’i eşi ile birlikte yaptıklarını, %20,2’si ise eşinin yaptığını ifade etmiştir. Ayrıca kadınlara “Eşinize sormaksızın para harcayabilir misiniz?” diye sorulmuştur. Bu soruya dört kadının eşi olmadığı için 85 kadın cevap vermiş ve kadınların %58,8’i “Eşime sormadan para harcayamam” yanıtını vermiştir.

Elde edilen veriler kadınların tarım ya da tarım dışı bir işte çalışıp aile gelirine katkıda bulunmasına rağmen, toplam aile gelirinin harcanmasında yeterince söz sahibi olamadığını göstermektedir. Yani kadın gelir getiren bir işte çalışsa bile elde ettiği geliri ev içi zorunlu ihtiyaçların karşılanmasında kullanmakta, kendine ait özel harcamalar yapamamaktadır. Özellikle aile geliri düşük olan işletmelerde kadınlar, yoksulluğu en fazla hisseden aile bireylerinden biridir. Çünkü yemek, çocukların bakım ve eğitim masrafları, temizlik, sağlık giderleri gibi harcamaları yaparken çok dikkatli olmak durumundadır. Bu nedenle kadının üstünde çok önemli bir sorumluluk vardır. Aile geliri arttıkça erkeğin geliri daha fazla kontrol edip yönettiği, ancak gelirin azalması durumunda bu kontrolün ve yönetimin, özellikle temel ihtiyaçları karşılama yönündeki sorumluluğun, kadına devrettiği görülmektedir. Kısaca zenginlik erkeğin, yoksulluk kadının idaresine bırakılmaktadır. Bunun yanında kadınların toplumsal cinsiyetten kaynaklanan eşitsizlikler nedeniyle eğitim, sağlık hizmetleri, istihdama katılım gibi mevcut fırsat ve kaynaklardan erkeklere göre daha az faydalanması, özellikle gelir elde edebilme ile yoksulluk arasındaki ilişki düşünüldüğünde, yoksulluğu artırmakta ve sürekli kılmaktadır. Kırsal alanın sessiz kahramanları olan kadınların yaşadığı yoksulluk, toplumsal cinsiyete dayalı rol ve sorumluluklarla birleştiğinde çok ağır bir hale gelmektedir.

Sonuç olarak yapılan araştırmalar göstermektedir ki, kadınların sosyo-ekonomik durumları ne kadar iyileştirilirse, aile içindeki rolleri de o oranda yükselmektedir. Bu nedenle kırsal alanda yaşayan ve tarımsal faaliyetlere işgücü olarak katılan kadınların sosyo-ekonomik durumları iyileştirilmelidir. İnsana yapılacak yatırım, insan kaynaklarının niteliğini arttıran her türlü faaliyeti içerir. Bu bağlamda eğitim, insana yapılan en verimli ve en geçerli yatırım olarak kabul edilmektedir. Toplum ve aile yaşamının her alanında erkeklere göre daha fazla sorumluluk yüklenen kadınların kırsal alan istihdam yapısındaki yerinin değiştirilmesi, kadınlara yeni becerilerin kazandırılması, kadının üretimin ve istihdamın her aşamasına katılması ve kararlarda söz sahibi olabilmesi için hedef kitlenin özellikleri dikkate alınarak çok yönlü eğitim projeleri hazırlanmalıdır. Ancak projeler planlanırken ve uygulanırken, mutlaka bölgenin sosyo-ekonomik ve kültürel değerleri dikkate alınmalı; kadınların tarımsal faaliyetlerin hangi aşamalarına, ne ölçüde katıldıkları tespit edilip katılımları oranında eğitim çalışmalarından yararlanmaları sağlanmalıdır. Eğitim çalışmaları planlanırken kadınların iş yoğunluğu dikkate alınmalı, kadınlara uygun olan ay, gün, saat ve mekân belirlenmelidir. Ayrıca küçük çocukları olan kadınların eğitim çalışmalarına katılabilmeleri için çocuk bakım merkezleri kurulabilir. Hatta alan çalışmalarında bu konu kadınlara sorulmuş ve kadınların nerdeyse tamamı köylerde çocuk bakım merkezlerinin açılmasının çok iyi bir fikir olduğunu belirtmişlerdir. Çalışmalar, kadınların sadece aile içi geleneksel rollerini güçlendirici yönde sınırlı kalmamalı ve kadınların ilgi duydukları tarım dışı konuları da kapsamalıdır. Ayrıca çalışmalar; üniversiteler, ilgili araştırma kuruluşları ve üretici birliklerini de dikkate alan sivil toplum kuruluşları ile işbirliği içinde yürütülmelidir.

Son yıllarda yapılan alan çalışmaları şunu gösteriyor: Artık kırsal alanda da kadınlar teknolojiyi takip ediyor ve yeni tarımsal teknikleri işletmesinde uygulamak istiyor. Ayrıca kadınların, tarımsal amaçlı kooperatif kurma konusunda erkeklerden daha istekli olduğu ve ürettikleri ürünleri kooperatif aracılığıyla internet ortamında pazarlayabilmek için köylerinde kadınlara özel bilgisayar kullanımı, internet sayfası açma gibi kursların düzenlenmesine sıcak baktıkları tespit edilmiştir.

Bu şekilde kadının tarımsal faaliyetlerdeki etkinliğinin artırılması; çocuk bakımı, ev işleri ve beslenme gibi bilinen işlerin yanı sıra çiftçilik mesleğinin de belirginleşmesi sağlanabilir, kırsal alanda kadının rol ve işlevi geliştirilebilir. Bunun sonucu olarak ailenin genel refah düzeyinin artmasına katkıda bulunulabilir.

Yararlanılan Kaynaklar

Alkan, S. ve Toksoy, D. (2009). Orman köylerinde kadın ve kırsal kalkınma (Trabzon ili örneği). II. Ormancılıkta Sosyo-Ekonomik Sorunlar Kongresi, Isparta.

Elmaz, Ö., Saatçi, M., Metin, M. Ö. ve Sipahi, C. (2010). Burdur ili süt sığırcılığı ve özellikleri. Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi 0038-NAP-08 no’lu BAP projesi, Burdur.

Gülçubuk, B., Şengül, H., Aluftekin, N., Kızılaslan, N. ve Kılıç, M. (2005). Tarımda istihdam sosyal güvenlik uygulamaları ve kırsal yoksulluk. Türkiye Ziraat Mühendisliği VI. Teknik Kongresi, Ankara.

Hablemitoğlu, Ş. (1996). Kırsal ailede kadının iş modelleri ve kararlara katılımı (Doktora Tezi). Ankara Üniversitesi, Ankara.

Kantar, M. (1996). Adana ve İçel ili dağ köylerinde yaşayan kırsal kadınların toplumsal yaşamdaki rolleri ve bu rollerle ilgili geleceğe yönelik beklentileri (Yüksek Lisans Tezi). Çukurova Üniversitesi, Adana.

Koyubende, N. (2005). İzmir ili Ödemiş ilçesinde süt sığırcılığının geliştirilmesi olanakları üzerine bir araştırma. Hayvansal Üretim Dergisi, 46, 8-13.

Kulak, E. (2011). Tarımsal üretim süreçlerindeki değişimin kırsal alanda kadın istihdamına etkileri: 1980 sonrası gelişmeler. Başbakanlık Kadının Statüsü Genel Müdürlüğü Uzmanlık Tezi, Ankara.

Kutlar, İ. (2002). Antalya ili merkez ilçesinde süt sığırı yetiştiriciliği birliğine üye olan ve olmayan işletmelerde toplumsal cinsiyet analizi ve bilgi kaynakları (Yüksek Lisans Tezi). Akdeniz Üniversitesi, Antalya.

Kutlar, İ. (2009). Kırsal alanda kadının işgücüne ve kararlara katılımının toplumsal cinsiyet açısından değerlendirilmesi. Uluslararası Multidisipliner Kadın Kongresi, İzmir.

Kutlar, İ. (2014). Süt pazarlamasında kooperatiflerin rolü: Burdur ili örneği. Türk Ziraat Yüksek Mühendisleri Birliği Ziraat Mühendisliği Dergisi, 361, 24-27.

Kutlar, İ., Kızılay, H. ve Turhanoğulları, Z. (2013). Kırsal alanda kadınların işgücüne ve kararlara katılımını etkileyen sosyoekonomik faktörlerin belirlenmesi: Burdur ili örneği. Akdeniz Üniversitesi Ziraat Fakültesi Dergisi, 26(1), 27-32.

Kutlar, İ., Turhanoğulları, Z. ve Kızılay, H. (2014). Kırsal alanda kadınların tarımsal yayım hizmetlerinden yararlanma olanakları: Burdur ili örneği. Ondokuz Mayıs Üniversitesi Ziraat Fakültesi Anadolu Tarım Bilimleri Dergisi,29(1), 46-53.

Mülayim, E. A. Ü. (1999). Konya bölgesinde kırsal alanda tarımsal üretimde kadının yeri ve önemi (Yüksek Lisans Tezi), Selçuk Üniversitesi, Konya.

Oğuz, C., Kan, A. (2010). Kırsal alanda kadın yoksulluğu: Yaylacık köyü örneği. Türkiye IX. Tarım Ekonomisi Kongresi, Şanlıurfa.

Özbay, O. L. (1995). Ankara ili Elmadağ ilçesi köylerinde yaşayan kadınların tarımsal faaliyetlere katılım düzeyleri üzerine bir araştırma (Yüksek Lisans Tezi), Ankara Üniversitesi, Ankara.

Özçatalbaş, O. (2001). Adana ilinin sosyo-ekonomik özellikleri farklı iki köyünde kadınların tarımsal faaliyetlere katılımı ve yayımdan yararlanma olanakları. Akdeniz Üniversitesi Ziraat Fakültesi Dergisi, 14, 79-88.

Özer, D. ve Taluğ, C. (2008). Yeniden yerleşimin hayvancılıkla uğraşan kırsal hanelerde kadının toplumsal cinsiyet rollerine etkisi. Harran Üniversitesi Ziraat Fakültesi Dergisi, 12(2), 1-9.

Özkan, B. (2000). Antalya ilinde sera sebzeciliğinde kadın üreticilerin rolü. Akdeniz Üniversitesi Ziraat Fakültesi Dergisi, 13, 133-143.

Şahin, K. ve Terin, M. (2009). Van ilinin sosyo-ekonomik özellikleri farklı iki köyündeki kadınların tarımsal faaliyetlere katılımı ve tarımsal yayıma ilişkin görüşleri. Akdeniz Üniversitesi Ziraat Fakültesi Dergisi, 22, 39-49.

Şahin, K. ve Yurdakul, O. (1995). Adana ili Seyhan ve Yüreğir ilçelerinde süt sığırcılığı yapılan işletmelerde kaynak kullanımı ve verimlilik. Çukurova Ziraat Fakültesi Dergisi, 10, 93-108.

TÜİK (2017a). Türkiye istatistik kurumu. Gelir, tüketici, tüketim ve yoksulluk veri tabanı. Ankara.

http://www.tuik.gov.tr/Start.do

TÜİK (2017b). Türkiye istatistik kurumu. İşgücü istatistikleri. Ankara. http://www.tuik.gov.tr/PreTablo.do?alt_id=1007