Oyuncaklar ve Toplumsal Cinsiyet: Cici Pembe ve Yaramaz Mavi


Çeviri

 

Çeviren: Mert Ceyhan 
Psikolog

 

Çocukların toplumsal cinsiyete uygun renkleri algılaması kolayca manipüle edilebilir.

Hong Kong Üniversitesi’nden iki araştırmacı, oyuncak üreticilerinin ve ailelerin toplumsal cinsiyete göre etiketlenmiş oyuncaklardan kaçınmalarını, renk ayrımlarını kaldırmalarını ve üreticilerin hem erkek hem de kız çocukları için geniş renk yelpazesinde oyuncaklar üretmelerini önermektedir. Sui Ping Yeung ve Wang Ivy Wong’un çalışması[1], Springer yayınevinden çıkan Sex Roles dergisinde yayınlandı ve okul öncesi çocukların neyin toplumsal cinsiyetlerine uygun olduğu hakkındaki fikirlerinin nasıl kolayca manipüle edilebildiğini göstermektedir. Ayrıca bu çalışma, erkek çocukların maviyi tercih etmesinin, kız çocuklarınınsa pembeyi sevmesinin sadece Batı yapısında değil, aynı zamanda Asya şehir toplumlarında da olan bir olgu olduğunu gösteren ilk çalışmadır.

Araştırmacılar Hong Kong’daki iki anaokulundan, beş ile yedi yaş arasındaki 129 okul öncesi Çinli çocuk ile bir araştırma gerçekleştirdiler. İlk olarak araştırmacılar çocukların pembe ve mavi karşısındaki tercihlerini, onlara bu renklerde kartlar ve oyuncaklar göstererek belirlediler. Daha sonra çocuklara sarı ve yeşil renklerdeki oyuncaklar ve kartlar sunuldu. Çocuklar, etiketli ve etiketsiz olarak adlandırılan gruplara seçkisiz olarak ayırıldılar.

Etiketsiz gruptaki çocuklara, belirli bir toplumsal cinsiyete işaret etmeyen renkli kartlar ve oyuncaklar sunuldu; sonuç olarak bu çocuklar belirli bir renk tercihi göstermediler. Fakat etiketli gruptaki okul öncesi çocuklara sarının kızların rengi; yeşilin ise oğlanların rengi olduğu anlatıldı ve çocukların yaptığı seçimlerde toplumsal cinsiyetle uyumlu farklılıklar ortaya çıktı.

Çocukları bu iki gruba seçkisiz olarak yerleştirmenin yanı sıra, çocukların önceden var olan sarı ve yeşil tercihleri de istatiksel olarak kontrol edildi, bu nedenle gruplar arasında ortaya çıkan bu fark, toplumsal cinsiyet etiketlerinin nedensel etkisine güçlü bir şekilde işaret etmektedir.

Araştırmacılara göre, çocukların renk tercihlerindeki toplumsal cinsiyet farklılıkları dikkat çekicidir; çünkü bu fark, cinsiyetler arasındaki diğer psikolojik farklılıkların çoğundan çok daha fazla belirgindir.

“Bulgularımız, toplumsal cinsiyete göre pembe ve mavi renklerden hoşlanmanın özellikle belirgin bir toplumsal cinsiyet farkı olduğu görüşünü desteklemektedir.” şeklinde açıklıyor Yeung ve şöyle devam ediyor: “Ayrıca bulgularımız, toplumsal cinsiyet farklılıklarının yalnızca toplumsal cinsiyet etiketlerinin uygulanmasıyla oluşturulabildiğini ortaya koymaktadır.”

Wong ise “sadece toplumsal cinsiyet sembolü oyuncaklar gibi somut materyallere değil, aynı zamanda renkler gibi soyut niteliklere de toplumsal cinsiyet etiketleri uygulandığında, çocukların belirli renklere olan beğenilerini sosyal çevrelerindeki bu etiketlere dayanarak artırılabileceğini ya da azaltılabileceğini” söylemektedir.

Bulgular, “erkekler için” ya da “kızlar için” gibi toplumsal cinsiyet etiketlerinin güçlü etkisine vurgu yapan önceki araştırmaları desteklemektedir. Üstelik bu gözlemler, çocukların belirli bir toplumsal cinsel kimliğini bir kere öğrendiklerinde davranışlarının cinsiyetlerine uygun olarak belirlenen standartlar tarafından yönlendirileceğini söyleyen toplumsal cinsiyet şeması teorisiyle uyumludur. Bunlar, çocukların daha sonraki yaşamlarında, örneğin yemek pişirme, temizlik yapma veya tamir etme gibi ev işlerini yaparken çocuklara, çevreyle nasıl etkileşimde bulunma ve çevreye uyum sağlama konusunda rehberlik edecektir.

Wong, ayrıca çalışmanın kültürel tarafını şöyle yorumlamıştır: “Gelişmiş Asya ülkelerinde toplumsal cinsiyet farklılıkları ve klişelerin çoğu Batıdakilere benzer, bu durum Hong Kong’daki tipik Batı kültürlerine özgü toplumsal cinsiyet renk kodlamasının yaygınlığı ve yüksek orandaki Batılılaşma göz önüne alındığında şaşırtıcı değil.”

Çalışma, yalnızca kız ve erkeklerin neden farklı renkleri tercih ettikleri konusuyla sınırlı kalmıyor. Araştırmacılar aynı zamanda oyuncaklarda toplumsal cinsiyet kodlu renk kullanmanın, çocukların ne kadar iyi oynadıklarını etkileyip etkilemediğini de test etmiştir. Çocuklara oynamaları için sarı ve yeşil yapbozlar verilmiştir. Yapbozların toplumsal cinsiyete uygun ya da uygun olmayan renklerde olup olmaması çocukların yapboz performansında herhangi bir farklılık yaratmamıştır.

Gelgelelim araştırmacılar, bu bulguların satışları artırmak amacıyla toplumsal cinsiyet kodlu renklerin kullanımını desteklemek konusunda kullanılmasına karşı uyarıda bulunmaktadırlar. Sonuçlar, çocukların toplumsal cinsiyete uygun ya da uygun olmayan renkli yapboz alıp almadıklarına bakılmaksızın incelendiğinde, kız ve erkek çocukların eşit derecede iyi performans sergilediğini göstermiştir. Ancak eğer çocuklar toplumsal cinsiyet etiketlerine maruz bırakılırlarsa, erkek çocuklarının kız çocuklarından daha iyi performans gösterdikleri bir toplumsal cinsiyet farkı ortaya çıkmıştır.

Yazının künyesi: Toys and gender: Pretty in pink and boisterous in blue? (2018, 4 Ocak). Science Daily, Springer https://goo.gl/QBmY5r

[1] Yazıda referans verilen makalenin künyesi: Yeung, S. P. ve Wong, W. I. (2018). Gender labels on gender-neutral colors: Do they affect children’s color preferences and play performance? Sex Roles, 79(5-6), 260-272.