Prof. Dr. Ayşen Ufuk Sezgin ile Toplumsal Cinsiyet Üzerine

Röportaj

 

Röportajı Hazırlayan
Nursel Avcı

 

Prof. Dr. Ayşen Ufuk Sezgin, Türk Psikologlar Derneği Kadın ve Toplumsal Cinsiyet Çalışmaları Birimi sorumlusu olarak çalışan ve bizi de bu türden çalışmalar yapmamız için yüreklendiren bir akademisyen. Bu ilk sayımızda kendisine toplumsal cinsiyet meselesine ilişkin sorular sorduk. Şimdi, sizleri A. Ufuk Sezgin’in sorularımıza verdiği yanıtlarla baş başa bırakıyoruz.

Toplumsal cinsiyet konusuyla ne zamandan bu yana ilgileniyorsunuz? Bu alanda çalışmayı niçin tercih ettiniz? Bu konudaki hikâyenizi kısaca anlatır mısınız?

Toplumsal cinsiyet alanıyla bilinçli olarak ilgilenmem, Mor Çatı’nın kuruluş aşamasında yaptıkları faaliyetleri öğrenmemle başladı. Ama daha öncesine bakacak olursak, her zaman itirazlarım vardı cinsiyet eşitsizliğine karşı. Bu alanda çalışmaya karar vermem, aslında doğrudan kadın çalışmaları üzerinden başlamadı, öncelikle travmaları çalışmaya başladım. Sonra kimsenin elini sürmeye cesaret etmediği, oldukça zorlayıcı bir konu olan ensest konusuyla ilgili çalışmalar yaptım ve böylece kendimi konunun derinliklerinde buldum.

Türk Psikologlar Derneği’nin Kadın ve Toplumsal Cinsiyet biriminin tarihi, amaçları ve yapılanmasını bize anlatır mısınız?

Türk Psikologlar Derneği’nin, 1999 depreminden sonra bir travma komisyonun kurulması gerektiği kanısına vararak İstanbul Şubesi’nde travma grubu kurduk ve çalışmalara başladık. İlerleyen yıllarda travma komisyonu şimdiki yapısını oluşturdu, ben de İstanbul Şube Travma Komisyonu sorumlusuydum. Ancak bu yapılanma, afet ve felaketlere müdahale için oluşturulmuştu, ama diğer travmatik olaylar, özellikle cinsiyete yönelik şiddet, bu birimin dışında olmalıydı diye düşünerek genel merkeze bu düşüncemi ilettim ki o zaman Genel Başkan Nedret Öztan’dı ve birimi Aralık 2011’de  kurduk. İlk ismi “TPD Kadın Çalışmaları Birimi” idi. Bir süre sonra yönetime yeni geçen Genel Yönetim Kurulu, “TPD Kadın ve Toplumsal Cinsiyet Çalışmaları Birimi” olmasını istedi ve biz de kabul ettik. Türk Psikologlar Derneği Kadın ve Toplumsal Cinsiyet Çalışmaları Birimi (TPD-KTCÇB), TPD bünyesinde düzenlenecek toplumsal cinsiyete yönelik çalışmalar ve özellikle cinsiyete yönelik şiddet konusunda her turlü psikososyal destek, değerlendirme, tanıtım ve eğitim faaliyetinin koordinasyonu, planlanması, önerilerin ilgili kurullara delege edilmesi; isleyişinin denetlenmesi ve sertifikasyon işlemlerinden sorumlu birim olarak faaliyetlerine devam etmekte. Birimin gerçekleştirdiği ve gerçekleştirmeyi hedeflediği faaliyetler arasında şube ve temsilciliklerde, kadına ve toplumsal cinsiyete yönelik çalışmaların, özellikle şiddet konusunda psikososyal değerlendirme ve uygulama eğitimlerin yürütülmesiyle ilgili faaliyetlerin koordine edilmesi (duyurular, psikososyal uygulamaların planlanması ve izlenmesi, şube ve temsilcilikler arasında koordinasyon, ihtiyaçların belirlenmesi, eğitim programlarının ve sertifikaların hazırlanması vb.); kadına yönelik çalışmalar ve özellikle şiddet konusunda faaliyetler yapan, ulusal ve uluslararası kuruluşlarla koordinasyon sağlanması; TPD bünyesinden yürütülen kadın ve toplumsal cinsiyet çalışmalarının tanıtılması; kadına yönelik çalışmalar ve özellikle şiddet konusunda basın bildirisinin hazırlanması ve medya ile işbirliğinin yapılması yer almakta. Kısaca TPD-KTCÇB kadın psikolojisi ve toplumsal cinsiyet konusunda  eğitim, araştırma ve uygulamalarla  ilgili örgütsel düzeyde  hizmet sunma; psikoloji bilimi temelli  bilgileri aktarma; kamu yararını gözeten politikalarla ilgili  sosyal adalet ve eşitlik eylemlerini, davalarını destekleme görevlerini paylaşıyor. Yani aslında kadının toplumda güçlenmesini konusunda psikologların donanımını artırmayı sağlamaya çalışıyor. Bu bağlamda, cinsiyet ve travma konuları, TPD-KTCÇB’nin çalışma alanı içinde. TPD şubelerinde TPD-KTCÇB gruplarının kurulması, Türkiye’nin her ilinde bu alanda çalışan ve çalışmak isteyen üyelerimizin iller düzeyinde gruplarının oluşturulup TPD-KTCÇB ile bağlantılanması; ülke çapında etkin hâle gelmemizi sağlayacak. TPD-KTCÇB’nin, her ildeki üyelerine ulaşabilmesi için e-grup kuruldu.  Elektronik grup aracılığıyla, ülke genelindeki üyelerin konu ile ilgili yapılacak çalışmalardan haberdar olması, tartışmalar yürütmesi, etkinlikler düzenlemesi ve alanda çalışanların birbirinden haberdar olması mümkün olabilecek. Gerçekleştirilen etkinlik ve toplantılar, yeni katılımlarla her geçen gün zenginleşiyor. Bu alanda görev yapan pek çok ruh sağlığı çalışanı, birim etkinliklerine destek vererek katılımcıların farklı görüş, bakış açısı ve yaklaşım geliştirmelerine yardımcı oluyor.

Toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin temel nedenleri nelerdir? Bu nedenlerin Türkiye toplumuna özgü, diğer toplumlardan ayrılan, yanları var mı? Varsa nelerdir?

Kadın ve erkek arasındaki toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin temel faktörü, ataerkil sistemdir. Bu görüşe “ama kadınlarla erkekler farklı yaratılmışlardır” diyenler olacaktır, doğru biyolojik olarak farklılıklarımız elbette vardır, ancak bu durum toplumsal cinsiyet eşitsizliğini açıklayamaz. Toplumsal cinsiyet eşitsizliği, kalıplaşmış yargılarca dayatılan, kadınların kişisel yetilerini geliştirmelerini ve seçim yapmakta özgür olmalarını engelleyen durumu ifade eder. Cinsiyet eşitliği, her iki cinsiyetin kamusal ve özel yaşam alanlarına eşit düzeyde katılması, eşit düzeyde görünür olması; hak, imkân, özgürlükler ve sorumluluklar açısından eşit olmasıdır. Bu durum aslında bir insan hakkı, daha özelde kadın hakkıdır, ki Birleşmiş Milletler; toplumsal cinsiyet eşitliğini insan hakkı olarak ele alır. Türkiye toplumundaki kadının yeri Batıyla kıyaslandığında eğitim, profesyonel iş gücüne katılım, siyasi katılım, yönetici olma ve karar mekanizmaları içinde yer alma, kılık kıyafet, seçim yapabilme, diğer özgürlükler ve birçok açıdan çok daha geride bulunmaktadır. Geçmiş konumlarıyla kıyaslandığında genç kadınların kazanımları daha fazla görünse de bu durum, memleket politikalarıyla şimdilik ‘3 adım ileri 2 adım geri’ şeklinde sürmektedir.

Size göre toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin önlenmesi ve eşitliğin sağlanması için kadınlar gündelik hayatta neler yapabilir?

Gündelik hayata katılmalı, eğitimlerini sürdürmeli, kendi güçlerinin ve becerilerinin farkında olmalı, mutlaka ekonomik bağımsızlıklarını kazanabilecekleri ve kendi ayakları üzerinde durmalarını sağlayacak şekilde ücretli işlerde çalışmalı, meslek edinmeli. Kendilerine dayatılan rollere itiraz edebilecek farkındalığa sahip olmalı ve bunu sadece kendileri için değil diğer  kadınlar için de uygulayabilmeli, siyasi alanda daha fazla yer alıp görünür olmalı, politika geliştirme konusunda kararlı ve etkin olmalı, her koşulda birbirlerine destek olup güç oluşturmalı, yaşamda var olabilmek için bir erkeğe ihtiyaçları olduğu dayatmasına karşı durabilmeli, çocuklarını cinsiyet ayırmaksızın toplumsal cinsiyet rollerinden ari ve eşitlikçi bakış açısıyla  yetiştirmeli. Daha söylenecek pek çok şey var; ama şimdilik bu kadar yeterli olsun, bunlar benim naçizane görüşlerim.

Toplumsal cinsiyet alanında, sahada çalışan psikologlara ne gibi önerilerde bulunmak istersiniz?

Kadın bakış açısına sahip, danışanları karşısında ahlaki, dini, politik, etnik, ekonomik, cinsiyetçi  her türlü kalıp yargılarından arınarak çalışmalarını sürdürmeleri gerek. Önce kendilerindeki yargıların farkına varıp onlara karşı tutum oluşturduktan sonra toplumun her kesiminde bu bilincin oluşabilmesi için etkinliklerde bulunmaları gerektiğini hatırlatmak isterim. Konu ile ilgili bol okumak, feminist kuramları tartışmak, sivil toplum çalışmalarında yer almak, bulundukları bölgedeki kadın merkezleriyle bağlantılara girmek ve gönüllü çalışmalar yapmak, konuyla ilgili projeler geliştirmek de önerilerimin arasında olacaktır.

Değerli cevaplarınız ve bize zaman ayırdığınız için çok teşekkür ederiz.

 

Ayşen Ufuk Sezgin kimdir?

Ayşen Ufuk Sezgin lisans derecesini İstanbul Üniversitesi Psikoloji bölümünde, yüksek lisans ve doktora derecesini aynı üniversitenin Adli Tıp alanında tamamlamıştır. Yüksek lisans ve doktora çalışmalarında ensest vakaları üzerine odaklanmıştır. Sezgin’in afet, risk yöntemi ve sakınım planlaması, adalet ve suç psikolojisi, toplumsal cinsiyet ve kadın çalışmaları gibi konularda ulusal ve uluslararası pek çok yayını bulunmaktadır. Hâlen İstanbul Üniversitesi, İstanbul Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalında öğretim üyesi olarak çalışmaktadır.

Share :
You may also like
Toplumsal Cinsiyet Eşitliğine Bir Bakış
Sayı 01
Hebhinark
Sayı 01